Facebook Twitter Scribd Youtube rss

Fotoğraflar

fotograflar.jpg

Videolar

videolar.jpg

Yayınlar

yayinlar.jpg

  b_300_200_16777215_00_images_aaa.jpgArkaplan 

2015 Mart ayında Hrant Dink Vakfı Anarad Hığutyun Binası’na taşınarak çalışmalarını yeni mekânından yürütmeye başladı. 2015 sonbaharından bu yana Hrant Dink Vakfı, Agos Gazetesi’nin Sebat Apartmanı’nda bulunan ve uzun bir süre Hrant Dink Vakfı’nın da çalışmalarını yürüttüğü, aynı zamanda Hrant Dink’in de çalışma ofisini barındıran eski ofis mekânını bir hafıza ve vicdan mekânına dönüştürmek için kapsamlı bir hazırlık süreci yürütmektedir.  Hazırlık süreci farklı ülkelerde bulunan müzeleri, hafıza mekânlarını, anıtları ziyaret etmeyi; uzmanlarla, bu mekânların direktörleri, koordinatörleri, mimarları ve küratörleri gibi aktörlerle birebir görüşmeler yapmayı, onların önerilerinden ve uzmanlıklarından yararlanmayı; çalıştay, eğitim ve konferanslara katılmayı; İstanbul’da çalıştay ve diyalog toplantıları düzenlemeyi içeriyor.  

Hrant Dink Vakfı, hazırlık süreçlerinde edindiği bilgiyi ve deneyimi geniş toplumla ve özellikle hafızalaştırma çalışmalarıyla, müzeler ve de hafıza mekânları ile ilgili olan çevrelerle paylaşmaya özel önem vermekte. Bu amaçla hazırlık süreci kapsamında Hrant Dink Vakfı kamuya açık paneller düzenlemekte ve bu paneller vesilesiyle geçmişle yüzleşen müzeler, hafıza mekânları veya anıtlar konusunda iyi örnekleri sunmayı ve bu gibi mekânların geçmişle yüzleşme, tarihi diyalog, karşılıklı anlayışı teşvik etmede ve unutturma politikaları ile toplumsal amnezi ile mücadele etmedeki rolleri konusunda farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır. 

Bu çerçevede Hrant Dink Vakfı farklı ülkelerden bu alanine önde gelen uzmanlarını, küratörlerini, mimarları, müze koordinatörlerini İstanbul’a davet ederek diğer ülkelerdeki en iyi örnekler konusunda katılımcıları bilgilendirmeyi ve de ilgili gruplara ilham olmasını amaçlıyor. 

Uluslararası uzmanları, yerel uzmanlarla bir araya getirerek fikir ve deneyim alışverişi için zemin sağlamak hazırlık sürecinin bir diğer artı katkısı.   Panellerin ertesi gününde ise Uluslararası ve Türkiye’den uzmanların katılımıyla,  Sebat Apartmanı’nda kapalı bir çalıştay düzenlenmekteyiz. Çalıştay sırasında Hrant Dink Hafıza Mekânı’nın gelecekteki adımları tartışılmakta ve uzmanların önerileri alınmakta.  

‘Hafızanın Mekânları,Mekânların Hafızası’ başlıklı ilk panel 10 Haziran 2016’da Almanya’dan Horst Hoheisel ve Andreas Kntiz’in katılımı ile Hrant Dink Vakfı Havak salonunda düzenlendi.  ‘Parçalanan Tarih, Karşıt Hafızanın Sanatı’ adlı sunumlarında, Hoheisel ve Knitz Almanya, Avrupa ve Güney Amerika’da tasarladıkları ve inşa ettikleri (karşıt)anıtları ve yürüttükleri hafızalaştırma çalışmalarını anlattılar. 

b_300_200_16777215_00_images_fff.jpg

 

Hafıza Küratörlüğü: Avrupa ve Güney Afrika’da Geçmişle Yüzleşen Müzeler

Hafıza Küratörlüğü: Avrupa ve Güney Afrika’da Geçmişle Yüzleşen Müzeler  28 Ekim’de Hrant Dink Vakfı Havak Konferans Salonu’nda düzenlendi. Panel Özgürlük için Friedrich Naumann Vakfı, Açık Toplum Vakfı ve DVV International’ın katkılarıyla düzenlendi. Panele dört Uluslararası konuşmacı katıldı: POLIN Polonya Yahudileri Tarihi Müzesi Baş Küratörü Barbara Kirshenblatt Gimblett,  Zürih merkezli müze ve de sergiler tasarlamakta uzmanlaşan Holzer Kobler Mimarlık’ın kurucularından Tristan Kobler, Cape Town’da bulunan District Six Müzesi Eğitim Programı Koordinatörü Mandy Sanger ve de Johannesburg’da bulunan Constitution Hill Strateji Asistanı Lebogang Marishane panelde konuşmacı olarak yer aldılar. 

İki oturumdan oluşan panelin ilk oturumu Avrupa’dan deneyimlere odaklanıldı ve ilk oturum Cemal Kafadar’ın moderatörlüğünde gerçekleşti.

 

Avrupa’dan Deneyimler

Barbara Kirshenblatt Gimblett ‘Umut ve Umutsuzluk arasında küratörlük’ başlıklı sunumunda POLIN: Polonya Yahudileri Tarihi Müzesi’nin kuruluş tarihi ve amaçları hakkında kapsamlı bir konuşma yaptı. 

Gimblett sunumunda Polin Müzesi’nin yaratım sürecini, multimedya anlatısı ile tasarlanan sergisini, Polonya Yahudileri’nin 1000 yıllık yolculuğunu ve müzenin bir dönüşüm aracı olma potansiyelini ve toplumu nasıl ileriye götürebileceğini anlattı. 

Gimblett, müzenin geçmişte savaş öncesinde Yahudiler’in semti de olan Varşova gettosunda bulunan alanda inşa edilen Getto Kahramanları Anıtının karşısında kurulduğundan bahesetti ve POLIN müzesinin anıt kompleksini tamamladığına dikkat çekti.   Gimblett anıtın ölenleri andığını ve onların nasıl öldüklerini hatırlattığını, müzenin ise ölenlerin ve önceden veya sonradan gelenlerin nasıl yaşadıklarına dikkat çektiğini anlattı.   Gimblett, Polonya’nın Holokost’un merkezlerinden birisi olduğuna dikkat çekerek hikayeyi olayın olduğu yerde anlatmanın bir vicdan meselesi olduğunu vurguladı.  Polonya Yahudileri’nin 1000 yıllık tarihine dikkat çekmenin önemli olduğundan bahseden Gimblett, umut ve umutsuzluk arasında bir küratörlük yapmanın önemine değindi. 

Tristan Kobler ‘Tefekkür Mekânlarını Tasarlamak’ başlıklı sunumunda Holzer Kobler Mimarlık’ın tasarladığı müzelerden ve sergilerden bahsettİ. Ulusal Buchenwald Anma Merkezi’nde yeni açılan ‘Sürgün ve Şiddet 1937-1945’ başlıklı kalıcı sergi, Berlin Yahudi Müzesi’nde yer alan ‘On trial: Auschwitz/Majdanek’ adlı bölüm ve yine Berlin Yahudi Müzesi’nde yer alan  NO COMPROMISES! The Art of Boris Lurie isimli sergi, Dresden Askeri Tarih Müzesi ve Palaon Müzesi Kobler’in yaptığı sunumda tanıtıldı. 

Tristan Kobler Buchenwald Tomplama Kampı’nda Holzer Kobler Mimarlık tarafından tasarlanan yeni sergiye özel olarak odaklanarak serginin oluşum sürecinden bahsetti.  Kobler kimi zaman hakikatin bizim sandığımızdan daha da karmaşık olduğundan bahsetti.  Tristan Kobler tefekkür mekânlarını tasarlarken bu mekânların hafıza, empati ve tefekkür için alan sağlayabilmesinin öneminden bahsetti ve aynı zamanda mekân içinde boşluklar yaratarak tefekkür için alan sağlayabilmenin önemine dikkat çekti. Kobler aynı zamnda objelere minimalist bir şekilde odaklanarak bireysel hikâyelerin aktarılmasının önemine de değindi.

b_300_200_16777215_00_images_kjljj.jpg

 

Güney Afrika’dan deneyimler

 Panelin ikinci kısmı ise Güney Afrika’dan deneyimlere odaklandı ve panel Ayşegül Altınay tarafından modore edildi.

Johannesburg’da bulunan Constitution Hill’in Strateji Asistanı Lebogang Marishane ‘Geçmişi kullanarak Yeniyi İnşa Etmek’ başlıklı bir sunum yaptı.  Marishane sunumunda Güney Afrika’daki geçiş dönemi adalet sürecine de değinerek,  geçmişin acı deneyiminin yeni bir toplum inşa etmek için nasıl kullanıldığına değindi.

Geçmişte hapishane komplekslerinin bulunduğu alanda Anayasa Mahkemesi inşa edilme sürecini anlatan Marishane, geçmişin acı olaylarına tanıklık etmiş tuğlaların Anayasa Mahkemesi’nin inşası için kullanılıp, aynı tuğlaların daha iyi bir gelecek için umudu da ördüğünden bahsetti. Constituion Hill’in tarihi öneminden bahseden Marishane, geçmişi 100 yıla dayanan dört ayrı hapishane bloğunun insan onuruna aykırı olan işkence mekânları olduğunu vurguladı ve politik tutuklular dışında Apartheid rejiminin ayrımcı kanunlarına karşı gelen sıradan binlerce Siyah Güney Afrikalı’nın hapishane bloklarında tutuklu olduğunu dile getirdi. Marishane Constitution Hill’in geçmişin zorluklarının ve geleceğinin yeni imkânlarının deneyimlenebildiği bir mekân olduğu aktardı. Genç nesilleri de dâhil etmenin ve onların ilgisini çekmenin öneminden ve bunun yöntemlerinden de bahseden Marishane, Consitution Hill’i olabildiğince yaratıcı şekilde kullandıklarını ve böylelikle birçok gruba eğitim, çeşitli aktiviteler, sergiler ve müze vesilesiyle ulaşmak için özen gösterdiklerinden bahsetti.

İkinci panelin son konuşmacısı, Cape Town’da bulunan District Six Müzesi Eğitim Programı Koordiantörü Mandy Sanger ‘District Six Müzesi ve Hafızalaştırmanın Pedagojisi’ başlıklı bir sunum yaptı. Sanger sunumunda Distict Six müzesinin tarihine ve uyguladıkları eğitim programlarına değindi. District Six müzesinin birçok açıdan bir vicdan mekânı olduğuna değinen Sanger,  müzenin travmaya olan yaklaşımları da sorgulayan bir mekân olduğundan bahsetti. Sanger tarih ve hafıza çalışmasının her daim nötr veya ılıman bir olgu olmadığına değindi ve District Six müzesinin hafızayı küçük parçalarla yeniden inşa ettiğinden, hafızayı çeşitli aktivitelerle yeniden inşa ettiklerinden ve de geçmişi katılımcı bir süreç ile yeniden inşa ettiklerinden bahsetti.  Sanger nesiller arası ve multi disipliner sözlü tarihe, hikâye anlatıcılığına ve de objelerin yapılmasına  müzede özel önem verdiklerininden bahsetti. Sunum katılımcıların hafızalaştırma çalışmalarının önemini keşfetmesini ve de farkı formlarda katılımcı bir süreç işletmenin hafızayı canlı tutmadaki önemini anlamalarını sağladı.

Panel yüksek ilgi gördü ve oldukça yüksek seviyede bir katılım sağlandı

Akademisyenler, tarihçiler, sosyologlar, müze profesyonelleri, STK temsilcileri, gazeteciler, sanatçılar, mimarlar, öğrenciler ve azınlık grubu üyeleri panele katılım gösterdi.

Panele toplamda 200’ün üzerinde, yaklaşık 250 kişi katıldı.

Panelin düzenlendiği Havak Salonu’nun 70 kişilik bir kapasitesi var. Tüm katılımcıların paneli en iyi ve istenen düzeyde takip edebilmeleri için gerekli teknik altyapı kuruldu ve Anarad Hığutyun binası giriş katına ve de fuaye alanına kurulan ekranlardan panelin yansıtması yapıldı. Katılımcılar onlara sağlanan kulaklılarla paneli iki dilde izleme fırsatı buldular.

Eş zamanlı olarak da Hrant Dink Vakfı’nın Youtube kanalından panel İngilizce ve Türkçe olarak canlı yayınlandı.  Türkçe yayın 300’ün üzerinde kişi ve İngilizce yayın 200’ün üzerinde kişi tarafından izlendi ve panel videolarının izlenme oranları her geçen gün artış göstermekte. 

b_300_200_16777215_00_images_ttt.jpg

 Çalıştay:  

Panellerin ertesi gününde Sebat Apartmanı’nda Hrant Dink Hafıza mekânının geleceğini ve önümüzdeki adımları konuşmak için kapalı bir çalıştay düzenlemekteyiz.  Çalıştay Hrant Dink hafıza mekânının gelecekteki adımlarını tartışmak için zihin açıcı ve verimli bir alan sağlamaktadır. Bu kapsamlı hazırlık sürecinin bir ayağı diğer hafıza mekânları ve müzelerde yer alan anlatım, hikayeleştirme, sunum ve sergileme biçimlerini, kullanılan yenilikçi teknikleri gözlemlemeyi içeriyor ve yapılan çalışma ziyaretleri oldukça ilham verici bir deneyim haline gelerek mekânın en iyi şekilde tasarlanması için değerli bir katkı sunuyor.

Öte yandan Uluslararası uzmanları İstanbul’a davet etmek, onlara Hrant Dink Hafıza mekânını tanıtmak, mekânın tarihi, hafızası ve ruhunu mekânın içinden onlara aktarmak gelecekte Hrant Dink Hafıza mekânını en iyi şekilde tasarlamak özel bir katkı sağlamakta.

Çalıştaylar bizlere mekânda neyi ve neleri nasıl anlatabileceğimiz konusunda yardımcı olmaktadır.  29 Ekim Cumartesi günü Hrant Dink Vakfı’nda düzenlediğimiz çalıştaya davet ettiğimiz Uluslararası uzmanlar,  yerel uzmanlar, Hrant Dink Vakfı temsilcileri ve projenin danışma kurulundan bireyler katıldı.  Çalıştaya toplam 12 katılımcı katıldı.

Çalıştay sırasında mekânın içeriği, tasarımı, anlatım şekli, yer alabilecek sergilemeler etraflıca konuşuldu ve hafıza mekânını bir diyalog, öğrenme mekânı olarak nasıl tasarlayabileceğimiz, gençleri ve diğer ilgili hedef kitleleri nasıl angaje edebileceğimiz konusunda öneriler alındı. 

Tüm bu öneriler diğer mekânın kurulum aşamasında dikkate alınacaktır.

 

Networking ve Fikir Alışverişi

Yurtdışından müze ve hafıza mekânları alanında uzmanlaşan müze profesyonellerini İstanbul’a davet ettiğimizde konuklarımızın İstanbul’daki müzeleri ve sergileri ziyaret etmesine ve onların meslektaşları ile buluşması için gerekli girişimlerde bulunmaya özen gösteriyoruz.

Bu seyahat çerçevesinde Masumiyet Müzesi, 500. Yıl Türkiye Musevileri Müzesi, Ayasofya Müzesi, Yerebatan Sarnıcı, Tasarım Bienali gibi mekânlar gezildi. 29 Ekim Cumartesi günü, konuklarımız Ayşe Gül Altınay’ın rehberliğinde Sabancı Üniversitesi Kadın Çalışmaları Forumu girişimi olan Cins Adımlar Hafıza turuna katıldılar.  

30 Ekim Pazar günü Depo İstanbul ziyaret edildi. Ziyaretin ardından panel ve çalıştay ile ilgili son değerlendirmeler yapılıp gelecekteki adımlar konuşuldu.