Facebook Twitter Scribd Youtube rss

Fotoğraflar

fotograflar.jpg

Videolar

videolar.jpg

Yayınlar

yayinlar.jpg

b_300_200_16777215_00_images_nice_foto.jpg

 Sayın Meslektaşlarımız ve

Özgürlük için Friedrich Naumann Vakfı Dostları,

Aralık 2016'nın sonlarında, en önemli pop müzik kahramanlarından biri  bizlere veda etti. George Michael, bir tanesi gezegenimizin daha geniş kesimlerinde  "Noel şarkısı" olarak bilinen iki şarkının  yazarı ve seslendiricisi olarak yıllar yıllar boyu hatırlanacak . Yılın son haftalarında  kendisinin “Last Christmas”(Son Noel) adlı şarkısına denk gelmemeniz mümkün değil. Radyolarda, internette, ya da alışveriş merkezlerinde sürekli çaldığı için, mutlaka dinleyecek ya da dinlemek zorunda kalacaksınız. Bu şarkı yıl sona ererken yaşanan duyguların bir parçası olarak, yalnızca "Batı" vatandaşlarının olmasa gerek, pek çok kişi için mevsimsel bir alışkanlığa dönüştü.

Aralık 2015'teki FNF İstanbul Haber Bülteni'nin giriş bölümünü tekrar okurken, oldukça yeni ve korkunç bir başka"mevsimsel alışkanlık" hemen gözlerimin önünden geçiyor. Bundan böyle nihayet sona eren "berbat bir yıl" hakkında konuşmak "mevsimsel bir alışkanlık" haline mi gelecek?  Sanırım, birçoğunuz, Türkiye'de ve başka bir çok yerde  şiddet, nefret, hayal kırıklığı ve öfkenin hakim olduğu bir seneye dönüp baktığında, duygularınızı ifade etmek için açıkça bir lanet okumayı tercih ediyorsunuzdur. Bizler acaba adım adım  bir sonraki yıl bir fark yaratmak adına, geçen yılı “annus horribilis” olarak lanetleme geleneğine alıştık mı?

2016 olaylarını tekrar ayrıntılarıyla anlatmayacağım - onlardan haberdarsınız zaten. , Türkiye’de gözlerimizin önünde, demokratik ve katılımcı yeni bir siyasi düzen; her vatandaşın dini duygularına saygı duyan ve onları gözeten seküler bir düzen;   toplumdaki etnik, dini ve cinsel farklılıklara saygı duyan ve değer veren demokratik bir düzen; karşıt görüşlere ve farklı yaşam biçimlerine saygı duyan ve bu görüşlere tahammülü olan liberal bir düzen adına var olan bütün umutların beklenmedik ve trajik bir şekilde son bulduğunu görüyoruz. 

Her nerede yaşarlarsa yaşasınlar ve hangi umutları beslerlerse beslesinler bu ülkenin vatandaşlarının ve ülkenin geleceği ile ilgili kaygılarımı gizlemeyeceğim . Ülke dahilinde gerçekleşen bütün hatalar, hatta iktidarda olanlar tarafından en açık şekilde işlenenler için bile olsa için, dış dünyadan ötekini, yabancıları ve gizli güçleri suçlamayı ve komplo teorilerini giderek daha da fazla alışkanlık haline getiren bir ülke doğru yolda değildir.  Başkasının “kıskançlığını”, Türkiye’nin “dostu” gibi davrananları suçlayın. Geriye kalan ise pek çok genç insanın parçalanmış umutları ve belki sadece geçmişte yapılan hatalardan ders alma becerisizliğini ortaya koyan “Yeni Türkiye” ilan edenlerin göstermelik coşkusu. Böyle bir ülke, tekrar tekrar hata yapmaya mahkum görünüyor.

Geçen sene, bir önceki yıl ile ilgili olumlu düşünceleri de  belirlemeye çalışmıştım.  Söylemeye gerek olmamakla birlikte, eğer bulmaya meraklıysanız bu sene de olumlu şeylere rastlayabilirisiniz.

Ancak, etrafımdaki,  hatta en yakın çevremdeki karamsar duygularla öyle çok çevriliyim ki, ayın parlak tarafı hakkında pek konuşamayacağım. Gelişmeleri farklı bir açıdan algılamayı size bırakıyorum. Ve bugünlerde iyimser duygular besleyebilen  ve belki de olabilecek en karanlık ve sonsuz görünen bir tünelde ışığı görebilen herkese tebriklerimi iletiyorum.

Geçen yıl, yükselen otoriteciliğe, dar görüşlü milliyetçiliğe, ve görünürde yenilmez, din motivasyonlu şiddete ve hoşgörüsüzlüğe tanık olurken liberallerin iyimser kalabilmesinin ne kadar zor olduğunu vurgulamıştım.  Türkiye'yi düşünmüştüm. Fakat bunu, Doğu ve Batı'da diğer birçok ülke ile  kolaylıkla değiştirebilirim. En azından birkaç tanesine alıştığımızı umduğumuz halde, yeni zorluklar ise sürekli artıyor.

Tüm bunlara rağmen, 2017’nin  size, ailelerinize ve arkadaşlarınıza sağlık ve başarı getirmesini ve en azından nispeten daha olumlu bir yıl olmasını diliyorum. Umarım, bu ülkenin ve dünyamızın daha parlak, daha liberal bir geleceği konusundaki kararlılığınızdan vazgeçmezsiniz. Bu konudaki savaş henüz başladı ve vakfımız da liberal davayı desteklemek için hazır bulunacaktır.

 

Hans-Georg Fleck

İstanbul, Ocak 2017